İçeriğe geç
Sağlıklı Yaşam

Annenin Bağırsak Sağlığı ve Otizm Arasındaki İlişki

10 dk okuma bahcemgurme

Dünya Emzirme Haftası'nda annenin bağırsak sağlığının bebeğin gelişimine etkisini Dr. Filiz Gökaslan'ın yazısıyla paylaşıyoruz.

Sevgili anne ve anne adayı olan takipçilerimiz, #dünyaemzirmehaftası nda sizlere hayatlarımızdaki belki de en mucizevi ve yararlı aktivite olan emzirmenin dışında, bir o kadar önemli olduğunu düşündüğümüz bağırsak sağlığından bahsetmek istiyoruz. İhmal edilmemesi gereken bu konuda @saglikliyasiyoruzcom un paylaşımına mutlaka bir göz atmanızı tavsiye ederiz.

Dünya Emzirme Haftası, hem emzirmenin değerini hatırlamak hem de anne ile bebeğin sağlığını birlikte düşünmek için güzel bir fırsat. Biz de bu hafta, bahçeden sofraya uzanan yolculuğumuzda sık sık karşımıza çıkan bir konuyu, bağırsak sağlığını, anneler ve anne adayları açısından ele almak istedik. Bu yazıda önce paylaşımın kendisine yer veriyoruz, ardından mikrobiyomun ne olduğunu, gebelik ve emzirme döneminde bağırsak dostu bir sofranın nasıl kurulabileceğini ve emzirmenin bu tablodaki yerini kendi sesimizle, sade bir dille anlatıyoruz.

Baştan belirtelim: Biz bir sağlık kuruluşu değiliz; doğal gıdalar üreten ve seçen bir aileyiz. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Gebelik ve emzirme döneminde beslenmenizle ilgili kararları mutlaka doktorunuz ya da diyetisyeninizle birlikte vermenizi öneririz.

Paylaşım: Annenin bağırsak sağlığı ve otizm

Konunun başlığını, paylaşımda yer aldığı haliyle aktarıyoruz: ANNENİN BAĞIRSAK SAĞLIĞI OTİZM GELİŞİMİ İÇİN BİR RİSK FAKTÖRÜDÜR! Aşağıda, Sağlıklı Yaşıyoruz danışmanlarından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Gökaslan’ın yazısını olduğu gibi paylaşıyoruz.

“Bağırsaklarımız ve sahip olduğu bağışıklık sistemi hemen hemen bütün kronik rahatsızlıkların altından çıkan ve mutlaka düzeltilmesi gereken bir sistemdir. Otoimmün hastalıklar, psikiyatrik rahatsızlıklar, alerjik hastalıklar derken son dönemde çok çarpıcı bir çalışma daha çıktı. Konu otizm ve annenin bağırsak sağlığı! Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yapılan yeni çalışmada, annenin mikrobiyomu yani bağırsaklarda yaşayan mikroskobik organizmalar topluluğunun, anne karnındayken otizm ve diğer nörogelişimsel bozuklukların gelişmesi riskini engellediği gösterilmiştir.

Özet olarak: annenin gebelik döneminde tükettiği gıdalar bebeğin beyin gelişimini tahmin ettiğimizden daha da fazla etkiler. O yüzden, sağlıklı nesiller için sağlıklı tercihler yapmalıyız!”

Çeviri: Dr. Filiz Gökaslan / Detaylı bilgi için: @izmircocukdoktoru @saglikliyasiyoruzcom

Çalışmanın ayrıntılarını merak edenler için en doğru adres, alıntının sonunda da belirtildiği gibi Dr. Filiz Gökaslan’ın ve Sağlıklı Yaşıyoruz’un kendi paylaşımlarıdır. Biz bu yazıda çalışmanın içeriğine dair alıntıda yer almayan bir yorum eklemiyoruz; bunun yerine konuyu daha geniş bir çerçevede, günlük hayata dokunan yönleriyle ele alıyoruz.

Otizm konusunu dengeli konuşmak

“Risk faktörü” ifadesi kulağa ürkütücü gelebilir. Oysa bilimsel dilde risk faktörü, bir durumun ortaya çıkma olasılığıyla ilişkili görülen pek çok etkenden yalnızca biri anlamına gelir; tek başına bir sonucu belirlediği ya da kesin bir neden olduğu anlamına gelmez. Bu ayrımı akılda tutmak, konuyu kaygıyla değil merakla okumamızı kolaylaştırır.

Otizm spektrum bozukluğu, tek bir nedene bağlanamayan, genetik ve çevresel pek çok etkenin bir arada rol oynadığı düşünülen karmaşık bir gelişimsel farklılıktır. Anne mikrobiyomu ile bebeğin gelişimi arasındaki ilişki ise bilim dünyasında hâlâ araştırılmaya devam eden, yeni bulguların eklendiği bir alan. Bugün bilinenler ileride genişleyebilir, değişebilir ya da daha netleşebilir.

Bu yüzden şunu özellikle vurgulamak istiyoruz: Hiçbir anne, çocuğunun gelişimiyle ilgili bir durumu kendi beslenmesine bağlayarak kendini suçlamamalı. Gebelik döneminde herkesin koşulları, imkânları ve sağlık durumu farklıdır. Bağırsak dostu beslenme, suçluluk duygusunun değil, kendimize ve bebeğimize gösterebileceğimiz özenin bir parçası olarak görülmeli.

Çocuğunuzun gelişimiyle ilgili bir sorunuz ya da endişeniz varsa, en doğru adım bir çocuk sağlığı uzmanıyla görüşmektir. Erken dönemde alınan profesyonel destek, hem çocuk hem de aile için en sağlıklı yol olacaktır.

Mikrobiyom nedir?

Mikrobiyom, vücudumuzda ve özellikle bağırsaklarımızda yaşayan bakteri, maya ve diğer mikroskobik canlılardan oluşan topluluğun genel adıdır. Bu canlıların sayısı son derece fazladır ve türleri kişiden kişiye değişir. Tıpkı bir bahçedeki bitki çeşitliliği gibi, her insanın bağırsak “bahçesi” de kendine özgüdür.

Bu topluluk, yediğimiz besinlerin sindirilmesine yardımcı olmaktan bağışıklık sisteminin dengesine kadar pek çok süreçle ilişkilendirilir. Bilim insanları son yıllarda bağırsak ile beyin arasındaki iletişimi de yoğun biçimde inceliyor; bu alan literatürde sıklıkla “bağırsak-beyin ekseni” olarak anılıyor.

Mikrobiyomu neler etkiler?

Mikrobiyomun yapısı sabit değildir; hayat boyunca pek çok etkene bağlı olarak değişir. Genel kabul gören etkenlerden bazıları şunlardır:

  • Beslenme düzeni ve besin çeşitliliği
  • Lifli gıdaların ne kadar tüketildiği
  • Uyku düzeni ve stres
  • Fiziksel hareket
  • Doktor önerisiyle kullanılan ilaçlar, özellikle antibiyotikler
  • Doğum şekli ve bebeklik dönemindeki beslenme

Bu listedeki her şeyi kontrol edemeyiz, edemememiz de son derece doğal. Ancak sofralarımıza ne koyduğumuz, üzerinde söz sahibi olduğumuz konulardan biri. Biz de bu yüzden en çok beslenme kısmına odaklanmak istiyoruz.

Bebeğin mikrobiyomu nasıl şekillenir?

Bebeğin bağırsak mikrobiyomu, doğumla birlikte hızla şekillenmeye başlar ve ilk yıllar boyunca gelişmeye devam eder. Bu süreçte doğum şekli, anne sütü, ek gıdaya geçiş, çevre ve aile içindeki yakın temas gibi pek çok etkenin rol oynadığı düşünülür. Annenin mikrobiyomu ile bebeğin gelişimi arasındaki bağlantı da araştırmacıların merakla incelediği konular arasında yer alıyor.

Bu alandaki bilgiler hâlâ gelişiyor. Bu yüzden bizim önerimiz, kesin yargılar yerine genel kabul görmüş, sade ilkelere tutunmak: çeşitli beslenmek, lifi ihmal etmemek, yeterince su içmek, dinlenmeye ve uykuya özen göstermek ve sağlıkla ilgili her soruyu bir uzmana danışmak.

Gebelik döneminde bağırsak dostu beslenme

Gebelikte beslenme, yalnızca annenin değil, bebeğin de ihtiyaçlarını gözeten özel bir dönemdir. Burada paylaştıklarımız genel ilkelerdir; size özel bir beslenme planı için doktorunuz ve diyetisyeninizin önerileri her zaman önceliklidir.

Lif: Bağırsak bahçesinin gübresi

Lifli gıdalar, bağırsaktaki yararlı bakterilerin beslendiği kaynaklardan biri olarak bilinir. Ayrıca gebelikte sık karşılaşılan kabızlık şikâyetinin hafiflemesine de destek olabilir. Sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tam tahıllar ve kuru meyveler lif açısından zengin seçeneklerdir.

Lif alımını artırırken birden değil, yavaş yavaş artırmak ve yeterince su içmek önemlidir. Aksi halde gaz ve şişkinlik gibi rahatsızlıklar yaşanabilir.

Fermente gıdalar

Yoğurt, kefir, ev yapımı turşu ve benzeri fermente gıdalar, geleneksel mutfağımızın zaten önemli bir parçasıdır. Bu gıdalar, sofraya canlı kültürler ve farklı tatlar katar. Gebelik döneminde pastörize süt ürünlerini tercih etmek, turşu gibi tuzlu gıdalarda ise ölçülü olmak genel olarak önerilir. Hangi fermente gıdaların size uygun olduğunu sağlık profesyonelinize danışabilirsiniz.

Çeşitlilik: Renkli bir tabak

Mikrobiyom için en sık vurgulanan ilkelerden biri çeşitliliktir. Haftalık sofranızda ne kadar farklı sebze, meyve, tahıl, baklagil ve kuruyemiş yer alırsa, bağırsaklarınızdaki canlılara da o kadar farklı besin sunmuş olursunuz. Mevsiminde sebze ve meyve tüketmek bu çeşitliliği hem lezzetli hem de ekonomik biçimde sağlamanın en kolay yollarından biri.

Ölçü ve denge

Kuru meyveler, bal ve hurma gibi doğal tatlar da beslenmenin keyifli bir parçası olabilir. Ancak bunlar doğal olmakla birlikte şeker içerir. Özellikle gebelikte kan şekeri takibi önemli olduğundan, porsiyonlara dikkat etmek ve gebelik şekeri gibi bir durumunuz varsa tüketimi doktorunuzla birlikte planlamak gerekir. Kuru meyveleri yoğurt ya da bir avuç kuruyemişle birlikte tüketmek, daha dengeli bir ara öğün oluşturmanıza yardımcı olabilir.

Sofranın dışında kalanlar: Uyku, stres ve hareket

Bağırsak sağlığı yalnızca tabağımızdakilerle ilgili değildir. Yeterli dinlenme, stresle baş etme yolları ve doktorunuzun uygun gördüğü ölçüde hafif yürüyüşler de genel iyi oluşun parçalarıdır. Gebelikte her güne mükemmel bir program sığdırmak zorunda değilsiniz; küçük ve sürdürülebilir alışkanlıklar çoğu zaman en iyi sonucu verir.

Emzirme dönemi ve anne sütü

Dünya Emzirme Haftası’nın odağındaki konu elbette emzirmenin kendisi. Anne sütü, bebeğin ilk aylarındaki besin ihtiyacını karşılamak üzere doğanın hazırladığı eşsiz bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar, ilk altı ay yalnızca anne sütü verilmesini ve uygun ek gıdalarla birlikte emzirmenin iki yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesini önerir.

Anne sütü yalnızca besin değil; bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimine destek olan pek çok bileşen de içerir. Bebeğin kendi bağırsak mikrobiyomunun şekillenmesinde de emzirmenin önemli bir rol oynadığı düşünülür. Emzirme, aynı zamanda anne ile bebek arasında sıcak ve güçlü bir bağın kurulmasına da katkı sağlar.

Emziren annenin beslenmesi

Emzirme döneminde annenin enerji ve sıvı ihtiyacı artar. Bu dönemde dikkat edilebilecek bazı genel noktalar şunlar:

  • Gün içinde düzenli aralıklarla su içmek, özellikle emzirme sırasında yanınızda bir bardak su bulundurmak
  • Öğün atlamamak; yoğun günlerde kolay hazırlanan, besleyici ara öğünler planlamak
  • Protein, lif ve sağlıklı yağları dengeli biçimde tüketmek
  • Sebze ve meyve çeşitliliğini korumak
  • Kafeinli içecekleri ölçülü tüketmek
  • Vitamin ya da takviye kullanımını mutlaka doktorunuzla konuşmak

Yeni doğum yapmış bir anne için en büyük zorluklardan biri, kendine vakit ayıramamaktır. Bu yüzden elinizin altında hazır, sağlıklı atıştırmalıklar bulundurmak büyük kolaylık sağlar. Bir kâse yoğurdun yanına birkaç gün kurusu kayısı ya da birkaç tane Bahçemnut, hem pratik hem de keyifli bir ara öğün olabilir.

Emzirmek her zaman mümkün olmayabilir

Her anne farklı koşullara sahiptir. Sağlık durumu, süt miktarı, çalışma koşulları ya da başka nedenlerle emzirmek her zaman mümkün olmayabilir veya istenen süre boyunca sürdürülemeyebilir. Bu durumda yapılacak en doğru şey, çocuk doktorunuzla birlikte bebeğiniz için en uygun beslenme yolunu belirlemektir. Emzirmenin değerini anlatırken hiçbir anneyi yargılamak istemediğimizi de buraya not düşelim.

Bebekten çocukluğa: Bağırsak dostu alışkanlıklar

Bağırsak dostu beslenme, emzirme dönemiyle bitmez. Bebek ek gıdaya geçtiğinde ve büyüdükçe, ailenin sofrası çocuğun da sofrası haline gelir. Çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yıllara da taşınır.

Okul çağındaki çocuklar için dengeli ve çeşitli beslenme özellikle önem kazanır. Sebze, meyve, tam tahıl ve kuru meyve gibi besinlerle kurulan bir sofra, okul döneminde bağışıklık sistemlerinin kuvvetlenmesine, konsantrasyonlarının artmasına ve gelişimlerine destek olmaktadır. Elbette tek bir besin mucize yaratmaz; asıl fark, gün be gün kurulan düzenli ve renkli sofralarda ortaya çıkar.

Çocuklarda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar da var:

  • Bal, botulizm riski nedeniyle 1 yaşından küçük bebeklere kesinlikle verilmemelidir.
  • Bütün kuruyemişler ve iri kuru meyve parçaları, küçük çocuklarda boğulma riski taşır. Küçük yaşlarda bu gıdaları ince doğrayarak, ezerek ya da püre halinde vermek gerekir.
  • Kuruyemiş alerjisi açısından çocuk doktorunuzun önerilerine göre hareket etmek önemlidir.
  • Kuru meyveler doğal şeker içerdiğinden porsiyonlar çocuğun yaşına göre küçük tutulmalıdır.

Bahçemizden sofranıza

Bizim için doğal beslenme, bahçede başlayan bir hikâye. Kayısılarımızı dalında olgunlaştırıp güneşte kurutuyor, kuru meyvelerimizi seçerek hazırlıyoruz. Gün Kurusu Kayısı ve Kuru Kayısı Jumbo, lif içeriğiyle bağırsak dostu sofraların doğal bir parçası olabilir. Bahçemnut ve Bahçem Karışık ise kuru meyve ile kuruyemişi bir araya getirerek, yoğun günlerde elinizin altında bulunan pratik bir atıştırmalık seçeneği sunar.

Yine de şunu unutmamak gerek: Hiçbir gıda tek başına bir sağlık sorununu önlemez ya da çözmez. Ürünlerimizi, çeşitli ve dengeli bir beslenmenin keyifli bir parçası olarak düşünmenizi isteriz.

Pratik ara öğün fikirleri

  • Bir kâse yoğurt, üzerine doğranmış iki üç gün kurusu kayısı ve bir tutam ceviz
  • Kefirle hazırlanmış bir smoothie ve yanında birkaç tane Bahçemnut
  • Yulaf ezmesine eklenmiş küçük parçalar halinde kuru kayısı
  • Emzirme saatleri için yanınızda hazır duran küçük bir kap Bahçem Karışık
  • Peynirli tam tahıllı bir dilim ekmek ve yanında bir iki kuru kayısı

Sık sorulan sorular

Annenin bağırsak sağlığı otizmin tek nedeni midir?

Hayır. Otizm tek bir nedene bağlanamayan, genetik ve çevresel pek çok etkenin birlikte rol oynadığı düşünülen bir durumdur. Anne mikrobiyomu ile ilgili araştırmalar sürmektedir ve bu alan bir bütünün yalnızca bir parçasını incelemektedir.

Gebelikte probiyotik takviye kullanmalı mıyım?

Takviye kullanımı kişiye özel bir karardır. Gebelik ve emzirme döneminde herhangi bir takviyeye başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmanızı öneririz. Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar ise genellikle günlük beslenmenin doğal bir parçası olabilir.

Kuru kayısı gebelikte tüketilebilir mi?

Kuru kayısı, lif içeren ve sofraya doğal bir tatlılık katan bir besindir. Ancak doğal şeker de içerdiğinden porsiyonlara dikkat etmek gerekir. Gebelik şekeri ya da başka bir sağlık durumunuz varsa, tüketim miktarını doktorunuz ya da diyetisyeninizle belirlemeniz en doğrusu olur.

Emzirme döneminde ne kadar su içmeliyim?

Su ihtiyacı kişiden kişiye, mevsime ve aktiviteye göre değişir. Emzirme döneminde ihtiyacın arttığı bilinir. Genel bir yöntem, susadıkça içmek ve her emzirme sırasında yanınızda bir bardak su bulundurmaktır. Size özel bir öneri için sağlık profesyonelinize danışabilirsiniz.

Kapanış

Dünya Emzirme Haftası vesilesiyle hem emzirmenin değerini hem de annenin bağırsak sağlığının önemini hatırlatmak istedik. Bilim bu konuda her geçen gün yeni sorular soruyor ve yeni cevaplar arıyor. Bizim payımıza düşen ise sofralarımızı daha renkli, daha çeşitli ve daha doğal hale getirmek.

Tüm annelere ve anne adaylarına sağlıklı, huzurlu ve keyifli günler diliyoruz. Kendinize iyi bakın; bebeğinize gösterdiğiniz özeni kendinizden de esirgemeyin.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir